Vaka Salı (2) ve 23:30 civarında meydana geldi.
Görüntüler yüksek hızda kurban sürüklenmektedir arabayı gösteriyor.
Bir travesti trampling Manaira içinde Edson Ramalho Caddesi, Joao Pessoa mahallede Salı günü geç saatlerde (2) güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. görüntüler beyaz bir araba ve kaldırım karşı bir hiciv göstermektedir. Video sürücüsü ters zaman görebilir ve travesti koşmak, tehdit hissediyor ve bir taş gibi görünen bir nesne yakalamak. Ama o yüksek hızda kurban yolunda ve kafalarındaki dönüş yapar, korkutmak değil. Polis kurban davanın polis raporu görmemiştir ve sürücü tespit olmadığını söyledi. (Yukarıdaki resim bakınız)
(Düzeltme :. yayınlanacak için, bu rapor bir travesti yanına koştu sürücü tanıttı olduğunu bildirmek için yanlış olduğunu bilgi daha sonra o yanlış olduğunu söyledi delege Teresa Nogueira tarafından kabul edilmişti Entegre İlçe Asayiş (Disp) Manaira ve kendini tanıttı sürücü aslında başka bir kaza oldu. bug 16,25 olarak sabit olmuştur).
Video travesti atlamak için çalıştığında da gösteriyor, ama sonunda ulaşılır ve sürücü kaçıyor. Videonun sonunda, bazı insanlar ona yardım etmek durdurmak ve o bilinci kazanmak için bir otobüs durağında oturuyor. dava yaklaşık 23.30 meydana geldi.

Beyaz kablo TV hala araba ters düşmeden önce birkaç dakika kaydedilen Caddesi binanın güvenlik kamera görüntülerine erişim vardı. travesti kaldırımdan aşağı yürürken, video, 23h26 başlar ve araba hızla ters verir ve o bir kaldırım işgal etti. Tehlikenin farkında, o sokağa haçlar.
Kurban olayın suçlamada eğer kameralar tarafından kaydedilen görüntülerde şiddet manasallığa gözlemlemek rağmen görevi Entegre İlçe Asayiş Manaira üzerinde temsilciye göre, dava sadece incelenebilir.
Travesti ve Paraiba, Fernanda Bevenutt ve Transeksüeller Derneği Başkanı göre, Edson Ramalho Caddesi şehir merkezinde, Avenida Diogo Velho ile birlikte Singapur travestilerin fuhuş ana noktalarından biridir ve mahalleler arasındaki alan Bankacılık ve Mangabeira bölgesinin aynı şey burada olur güneyde. “fuhuş diğer yerlerde olur. Bu karşılıksız şiddettir. Burada bir suikast girişimi olduğunu, “dedi.
Polise göre, travesti herhangi karakolda hiçbir şikayeti ödenmiş ne de herhangi bir sağlık hizmeti talep etmiştir. Yerliler, ancak bu alanda travesti karşı şiddet olgusu olur ve sorun sabittir ilk kez olmadığını bildirdi. Onlara göre, birçok sürücü şişe, taş atarak ve hatta ateşli silah atış yapma gidin.
“O fuhuşa kendileri için daha yüksek satın alma gücü ile insanların daha hareketinin cadde, çünkü bir kız her zaman konuşur ve biz evet bilgiye sahip. Biz böyle şiddet hergün olduğunu biliyorum, biliyoruz. Sözlü hakaret, atış, şişe, sarhoş, tüm bu yana ne biliyoruz. Burada, çünkü insanlar o fuhuş olduğunu onlara saygı göstermek zorundayız, ama eseridir. Neden iş fırsatlarını vermek değil, onları sokağa terk veya Internet üzerinde prostuitição yapmak için, onlar için işler sağlamaz? “Fernanda söyledi.

Brezilya’da bir travesti olmak kolay değildir, ancak birkaç yıl önce durum daha da sürdürülemez oldu. Aynı cinsiyetten biriyle cinsel cazibe alın ve hatta tanıdık hor, profesyonel kısıtlamalar, [fiziksel veya psikolojik ya] toplumsal şiddet ima olarak bir kadının en cesur hareket, olduğu gibi giyinmek. Birkaç travesti hayatta kalmak için fuhuş düşmek daha yapmak başardık.

Brezilya’da ilk travesti doktor, Luma Nogueira de Andrade, O bir etkinlikte tartışma masasında cinsiyet oluşturmak için konuk oldu 2012’de tezini savundu Mato Grosso Federal Üniversitesi bu ay meydana geldi.
Bugün, Luma Redemption Lusophone Afrikalı-Brezilya [Unilab] Uluslararası Entegrasyon Üniversitesi [EC] profesör ve hatta ilk travesti bir Federal concursada oldu. Kurum Ülkeler [CPLP], özellikle Afrika ülkeleri konuşan Brezilya ve Portekizce Topluluk üyesi diğer ülkeler arasında entegrasyona katkıda bulunmak ve bölgesel kalkınma ve kültürel, bilimsel ve eğitsel paylaşımının teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
Unilab nedenle farklılıkların yakınsama bir aşamadır. “Biz düşünce diğer yollar ile temas var. Biz bir yaşam laboratuvarda yaşayan ve nefes sonuna kadar, “araştırmacı sık sık Afrika ve Asya’dan gelen öğrenciler alır ekliyor.
Açıklama boyunca, araştırmacı tüm iyi sosyal bilimler alanında bilinen kuramsal temelleri Michel Foucault’nun metinler, Gilles Deleuze, Félix Guattari’nin, özellikle İletişim olarak vardı. Onun ders boyunca, o kültürün gücünü dikkat çekti.
Kültür güç – kültür bir iktidar biçimi yeni bir şey değil olduğu unutulmamalıdır. Ama nasıl cinsiyet çeşitliliği yaşadığı önyargı ile bu birleştirmek için?
Luma Nogueira o Brezilya hatırlar – ve batı dünyası – Hıristiyanlık merkezli ve kültür etkilerinin sırayla, colonizer düşünce gelen muhafazakârlık ile bağlantılıdır, düşünme yolu, kalkarken biter. “Bize arzu, zevk ne yapar, bir eğitim var. Biz hayvanlar gibidir, ve doğumdan önce, biz düşündük, tüm anladım. ” Bir örnek olarak, Luma birisi bir kıyafet giyer zaman, o ya da değil gibi olacak kim olduğunu bilmek bahseder. Her şey hazır ve vergi gibi doğmuş olanların değil, diğer olasılıkları oportunizadas.
Konu o istemiyor, böylece araştırmacı değerlendirilirken, tüm kültürel konuyu işletilmektedir. Hiçbir farklı olurdu Cinsellik. Kurallar düz duruş bebek oynamak isteyen çocuklar için tehdit olduğunda olarak, baştan uygulanır. Onlar reddedilir çünkü Böylece, bu ortamda yetişen konu bu olanakları anlamak olmayacak. “Orada bu eğitim olacak ve uymayanların, cezayı yaşayacaktır” diye ekliyor. Doktora, dolayısıyla anlayış bizim eksikliği biz farklı bir şey karşılaştığınızda.
Rasyonel şiddet – eleştirel nüfusun “irrasyonel” sınıflandırması Profesör Luma eşcinsellere yönelik şiddet adam vermek eğilimindedir. “Bu tam tersi. Bu hepimiz eşit, son derece rasyoneldir. Bu bizimkiyle aynı olmayan bir mantığı var, ama bu onun düşünce değil anlamına gelmez. ”
Hiçbir şey yapılabilir sanki şirket suçlu irrasyonel olduğunu söylüyor andan itibaren doktor, için, olduğunu. Eğer saldırgan eylemler bilinçli olduğunu fark olduğunda, bu pozisyonda bir anlayış ücret ve bunu değiştirmek için eylemleri arayacak.
Luma, örneğin tutuklandı gereken bir suç işlemek zorunda değilsiniz, bir travesti değerlendirir. “Bu standart içinde, bu düzen içinde çalışmaz çünkü Vücudunuz bir ihlalidir.” O Veronica Bolina polis tarafından vurulduktan sonra sakat bir yüzü vardı travesti olayını hatırlıyor.
Veronica yaşlı komşu öldürmeye çalışmakla suçlanan ve ardından önyükleme Sao Paulo’da bir polis karakolunda bir jailer kulağına sokması olduğunu. “Hatta bir şey bozulma gösteren yapım, Veronica diğer vatandaşlarla aynı tedaviyi vardı, ama kendisi ihlal, bir bozukluk, bir hukuksuzluk olduğu için vermedi olabilirdi.”
Araştırmacı, okul sorununu çözme anahtarı olmadığını ekliyor. “Anahtar topluma olduğunu. Toplumun dönüşümü o okulda değişim olmaktadır olmasıdır. Kurum, toplumun arzusunu oynayacak. Anti-Homofobi kiti okullar bünyesinde geliştirdiği varlık değildir nedeni budur. ”
Ama Luma bugün bu farkın varlığı için şimdiden daha açıklık vardır görüyorum. “Kültür değişir. diğer yönleri ve diğer şekillerde eşlik ve diğer olasılıkları üretecektir düşünüyorum yol, “diyor.

Kadın olmak zor mu ? Türkiye de kadın olmak zor ise travesti olmak neye bedeldir ? Evet belki de eskiye nazaran kadınlar biraz daha rahatlar ama genellemenin üstündedir ki
bütün kadınlar ekonomi özgürlüklerini kazanmayıp erkek kuralları ve egemenliği altın da yaşamaktadırlar. Normal olarak kabullenen kadın bireyler bu zorluklarla karşılanıyorsa
travestiler bunun iki yada beş katı sorunlarla karşılaşmıyorlar mı? Özgür ve demokrasi ülkesin de ne kadar rahatlar hemen hemen gözler önün de sergilenmektedir. Çok eskiden
kadına sadce doğurganlık özelliği olan bir obje gözüyle bakılıyor du, daha sonrası 29 Ekim 1923’te cumhurriyet’tin ilan edilmesiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.
Devlet dairelerine atılmalarıyla beraber evlerin de eşleriyle beraber söz hakkı kazanmaya başladılar. İnsan olarak malesef trans bireylerin bu çağda hala da kanuni hakları
bulunmamakla beraber hiç bir sosyal hakları da görülmemektedir. Kadın olarak bile zor yaşamakta olan bireylerimiz ötekileştirilenler nasıl rahat yaşayabilirler ki, herhangi
bir boşanma hususun da kadın ev hanımıysa eşinden alacak nafaka dan başka bir geliri olmayıp oda çocuk varsa belli bir yaşa kadar verilmektedir.O zamana kadar hiç çalışamayan
kadın o yaşın dan sonra da iş bulma olanağı pek azdır. Zorunlu olan seks işçileri sadece İstanbul travestileri ile kalmayıp hemen hemen bütün travestiler gelecekleriyle alakalı
nasıl endişeli olmasınlar ki, özel sektörler de bütün kadınlar iş bulmak için malesef şanslı değiller, iş görüşmelerin de anca filimler de oluyor diye bildiklerimiz malesef hayatımızın
için de bulunmaktadır, bütün işverenler demesek te iyi olanları tenzi edersek diğerleri kadının fiziğini öncelik tutarak belki de iş kabiliyetine bakmasızın karar veriyorlar.
Bu da diğer annelerimize veya bütün kadınlara haksızlık olmaktadır. Evet kadın olmak zor ev de kadın olmak ayrı dışar da kadın olmak ayrıdır, ev de bir anne modeli dışarı da
bir iş kadını, iş yerin de çalıştığı yetmemiş gibi bir akşam ev işi vs bu insana ne kadar güç verilmiş ne kadar sabır verilmiş hepimiz görmekteyiz. İşte anne olmak mı zor
yoksa komple kadın olmak mı zor ? bütün vasıfları taşıyan bu kutsal kadınlara fırsat verildiği müddetçe hiç birşey zor gelmeyecektir. Keza trans kadınlarda da bir kadın ruhu
mevcuttur ne kadar azimli olduklarını burdan yola çıktığımız da anlarız zaten, bu insanlarımızın toplum da bırakın saygınlığı varlıkları bile varla yok arasın da vasıfsız niteliktedirler.
Bu şekil de yaşam alanlarını zorlaştırdığımız bu insanlar dan nasıl bir verim bekliyebilir ki biz kadınlarımıza yada eşlerimize olur ya annelerimize bu saygınlığı yada bu hakları
bahşetmemiş bir millet olarak bu bireyler den nasıl bir tasauf beklemeye hakımız olur ki.
Evet kadın olmak zor, o zor ise öteki olmak daha da zor.

Ulusal Komite Bayan Togo (NWMC) Bayan Togo 2014, Tatiana Tatiana Mariama Mariama Camara Arama, “travesti” yeni Miss Fildişi Sahili, Andrea Kakou N’Guessan açıklanan internette söylentilerini yalanladı.

16 Haziran 2015 tarihinde Lomé’de yayınlanan bir tebliğde, CNMT Arama NWMC Bu tartışma hisse senedi almak için düzenledi.

Gaspard Baka tarafından imzalanmış NWMC Arama NWMC serbest bırakılması aslında o “Facebook’u sosyal ağ üzerinde iddia edilen Bayan Togo 2014 Bayan Tatiana Tatiana Mariama Mariama Camara Arama verilmiş iddia edilen bir röportajda bir yayın dolaşan dehşete olduğunu okudum ve hangi o ‘travesti‘ ve 2015 Bayan Andrea Kakou N’Guessan Bayan Fildişi Sahilleri Fildişi Sahilleri Arama bayan tedavi olurdu. ”

Bu gelişmenin ardından, NWMC Arama NWMC Tatiana Tatiana Arama Mariama Mariama herhangi röportaj verilmiş ne de Abidjan veya olmadığını söyledi Bayan Sahilleri Fildişi Sahilleri Arama Miss katıldıktan sonra Lome döndükten Abidjan Cocody Hotel Sahili Pazar O6 7 Haziran Cumartesi dan gece aldı fildişi 2015.

ifadesi söylenti bereketli hedefi NWMC Arama NWMC ve Miss Milli Bayan Fildişi Sahili Fildişi Sahilleri Arama Komitesi (comici) arasında mevcut iyi ilişkileri zayıflatmak için bazı bireylerin hayal ve olduğunu söyledi İki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin dışında adım.

Bayan Fildişi Sahili yanında 2015 onun seçim hakkında güncel şüpheler merkezinde yer alıyor. Reklam EGERIE Ana sponsoru ve oyların (MTN, ed) operatör, büyük bir soru Andrea Kakou N’Guessan seçiminde koşulları üzerinde duruyor.

Fildişili eşcinsel travesti elimden ve Abidjan, yaygın sosyal ağlar üzerinde geçirilen bir homofobik saldırı dövüldü.

Tanıklar sahne Yopougon, Abidjan en büyük kasabasında meydana geldiğini söylüyorlar. Video cep telefonu kullanılarak yapılan, biz bir kot etek ve bir vücut giyen bir genç adam görüyorum. Belli ki ona karşı dava anlamadı. Bu kelimelerin günün onun saldırganların sorgulamaya ederken onu soyunmaya çalışan bir grup insan içinde sıkışıp, ama genç adam çaresiz, mücadele olarak iyi onlar olabilir: “Orada sana ne Ne yapıyorsun …? ”

Ama onun işkencecileri tarafından kendisi için ayrılmış kaderi kaçış olmaz. Onlar dayak kalmadan, elbiselerini geri kalanını kaldırmak için bırakarak önce onu yırtıp. Çıplak, o elleriyle çıplaklık karşılamak için çalışır. Ama çekim, onun cinsel organına için çekilmeye zorladı. Sahne talihsiz yardımına gelen herkese olmadan sokakta geceleri gerçekleşir.

Net, binlerce ziyaretçinin kaydeden bu videoda Yayınlandı, sosyal ağlarda farklı karşıladı. “Onun için iyi,” Bu genç adamın kaderi kazandı kime Marius diyor. Bu eşcinselliği desteklemiyor tanır olsa, insanlık dışı muamele kınayan Christiane tarafından paylaşılan değil bir haber.

Fildişi Sahili hukuk eşcinselliği veya homofobik eylemlerini kınıyoruz değildir. Eşcinseller Fildişili devlet tarafından tanınan bir dernek var. Ama çoğu zaman homofobik olayların mağduru. Yürüyüşleri Abidjan Cocody lüks semtinde bulunan bu dernek Angre koltuk çıkarmak için düzenlenmiştir.

Zevk verici ve kendilerine güvenen partnerler herkese göre farklılık gösterir. Hem tarz hem de performans bakımından kendi içinde değişik bir dağılıma sahip olan zevk verici partnerler kişiden kişiye değiştiği için kalite kavramı da sabit bir şey değildir. Haliyle travesti seven bir kişi için kalite değişeceği gibi escort tercih edenler için de kalite ve tarz değişikliği söz konusu olacaktır. İstedikleri birliktelik travestiler olan birisine kaliteli escort sunulması hiçbir anlam ifade etmeyeceği gibi tam tersinde ise kaliteli escort beklentisindeki birine kaliteli bir travesti anlamsız gelecektir. İkisi arasında kıyas yapmak pek doğru olmasa bile alınan tepkilere göre travesti bayanların daha zevk verici olduğu söyleniyor. Çünkü daha istekli bir seks geçirdikleri ve partnerlerine önem verdikleri biliniyor.

Farklı kalitelerin ortaya çıkışında etkili olan toplumun bakış açısı partner yelpazesine de olumlu yansıdı. Önceleri zor bulunan istanbul travesti bayanlar şimdilerde her an bulunabiliyor. Bugün ankara travesti bayanlar bile istenildiği an siteler sayesinde hemen bulunup irtiabata geçilebildiği için ulaşılabilir durumdalar. Eskiden onları bulabilmek ya da irtibata geçmek çok uzun uğraşlar gerektirirdi ve çoğu zaman iş işten geçmiş olurdu. Ancak günümüzde internet ve teknoloji sayesinde isteyen istediği partner ile dakikalar içerisinde buluşup yatağa geçebiliyor. Şartla uygun ise ve karşılıklı tatmin olunacağına kanaat getirilmiş ise birliktelik için buluşulabiliyor ve her iki tarfta istediği mutluluğa ulaşabiliyor.

Sitemizde de bu şekilde sizlere keyif verici travesti bayanlar bulabilir hemen iletişime geçebilirsiniz. Hayalinizdeki birliktelik bir travesti ise en kalitelileri ile hayallerinizi ertelemenizin anlamsız olacağını düşünmelisiniz. Kendinizi hissettiğiniz doğrultuda vereceğiniz kararlar zevk almanıza yarar sağlayacak en büyük etkenlerdir. Zaten belirttiğimiz gibi travestiler kıyasa girdiğinde şuanda çok daha keyif verici zevk verici partnerler olarak sizlere hizmet edebilir. Olması gerektiği gibi hislerinizi kendiniz yaşamalı başkalarının yönlendirmesine izin vermemelisiniz. Başkaları sizin alacağınız zevklerin önüne geçmemeli ve istediğiniz zevki yönlendirmelerle alamayacağınızı bilmelisiniz. Fantezileriniz bu doğrultuda ise sizlerde sitemize kısa süre dolaştıktan sonra kendinize en uygun partneri bulabileceksiniz. Fazla beklemeden hayallerinizin partnerini bulmak için hemen göz atmaya başlamak zamanı değerlendirmek çok yararlı olabilir.

Öncelikle insanlar anı yaşarken unuttukları bi şey var ise oda gelecekteki karşılacakları zorlukları kendilerinin çıkardıklarıdır. Yaşadıkları ilişkiler ve kurdukları birlikteliklerde ister aynı partner olsun isterse farklı bir partner ile ileride çıkacak sorunların temellerini atarken eğlenmek yine de çok cazip gelebilir ancak her ne olursa olsun bunu akıllardan çıkarmayan önceden zorlukları giderip sonradan mutlu olmayı ve sorun yaşamamayı tercih ederler. En baştan zorluklara göğüs germek ve detaylı birlikteliği irdelemek sorunsuz bir ilişki için ileriyi hedeflemek anlamına gelir. Kendisini hemcinsine yakın hisseden ve en baştan bu ilişkilere girmesi gerekenler ilerideki dönemlerde çok sorun yaşamaktadırlar mesela. İstediği tarz bu ise bir kişi travestiler ile ilişkiye girip bunu tespit edebilir. Zaten ülkemizde bu ilişkilere artık çok ters bakılmıyor ve çoğu kişiyi ilgilendirmiyor. Bir travesti ile birlikte olmak kişinin kendi isteyecei ve içinden geldiği şekilde yaşadığı tarzdır ve bu tarz kimseyi ilgilendirmez. İleriyi hedefleyen böyle kişiler durumu önceden anlar ve gereğini yaparlar. İşte bu yüzden ileriyi hedeflemek ve kendini keşfetmek en önemli nokta olabilir.

Kendi için en uygun tarzın bu olduğunu hisseden ve hizmetlerinde kusursuz olan istanbul travesti bayanlar ileriyi hedefleyen kimseler için güzel bir alternatif oluşturmaktalar. Çünkü eğer kişi kendisi için bu birlikteliklerin iyi olduğunu hissediyor ve başka yerlerde mutluluk arıyorsa ileride büyük sorunlarla yüzleşmek zorunda kalabilir. Oldukça basit ve herkesin hissedebileceği bu durum böyle kişiler için çok daha özeldir. Çünkü çoğu kişinin bakış açısından korkmak ve dışlanacağını düşünmek bu kişilerin ruhunu ister istemez kaplayabilir. Ancak bilmek gerekir ki ankara travesti bayanlar bile olsa çoğu yerde bu ilişkilerin rahat olduğunu yeniden belirtmeliyiz. İstediği tarzı seçmek ve herkes tarafından kabul görmek tam anlamıyla ülkemizde halen kabul görmüş değilse bile o noktaya az kaldığını özellikle bu kişilerin bilmesi gerekir.

İleriyi hedefleyerek çıkması muhtemel sorunları şimdiden engellemek belki de olumsuz sonuçlara şimdi yol açabilir ancak geleceğin önemli olduğu unutulmamalıdır. Şimdi sorunlar ile yüzleşip en iyi partneri bularak ileriyi hedefleyebilir ve en doğruyu seçenler arasına girebilirsiniz.

“Annesine “Hepgül’ün bir transeksüel değil de erkek görünümlü bir eşcinsel olmasını ister miydiniz?” diye sordum. “İsterdim ama feminen olmamak koşuluyla” diyor. Ona göre de erkek erkek gibi, kadın da kadın gibi olmalıymış. Ayrıca Hepgül bir transeksüelmiş. Onun bir koca bulup mutlu ailesinin olmasını hayal ediyor.” Denizli muhabirimiz Halil Kandok’un kaleminden, hayatın içinden…

 

Telefonla aradığımda İstanbul’daymış Hepgül. Denizli’ye döner dönmez beni arayacak ve görüşecektik. Hepgül’le görüşme sebebim sadece transeksüel olma yolunda bir travesti olması değil, bütün eşcinsellerin görmek isteyebileceği düzeydeki aile desteğiydi.

Bir yıla yakındır görüşmüyor, transeksüel olma yolundaki çabalarının hangi aşamada olduğunu bilmiyordum. Bildiğim en son düzenli olarak ayda bir psiko-terapi için İstanbul’a gidip geldiği, ailesinin olumsuz tepkilerinin geride kaldığı, tüm maddi giderlerini karşıladıkları, hatta ameliyat masraflarını bile kabul edecek olmalarıydı.

Hepgül 24 yaşında ve resim öğretmenliği bölümü mezunu. Transeksüel olma mücadelesi nedeniyle resim çalışmalarına ara vermiş. Eli resim yapmaya gitmiyormuş artık kafayı taktığı için transeksüelliğe. Zamanının çoğunu internet karşısında genellikle chat yaparak geçiriyormuş.

Denizli’ye döndükten sonra bana geldi. Görsel olarak kadın olma yolunda bayağı yol kat etmiş görüşmeyeli, hatta bir eksiği bile kalmamış ama o çene, burun… revizyondan geçmeye kararlı.

En son terapiye annesiyle gitmiş ve kadın olabilmek için gerekli raporu almış. İşin mahkeme ve operasyon bölümü kalmış sadece. Son terapiye babası da gelecekmiş ama işlerinden dolayı gelememiş.

Bana başka bir misafir geldiği için o gün Hepgül’le fazla konuşamadık. Ertesi gün görüşmeye Hepgüllerin evine gittim. Hepgül’ün ailesi bayağı muhafazakar olmasına rağmen Hepgül’ün sevgilileri de dahil olmak üzere tüm arkadaşlarını evlerine misafir etmesine izin veriyorlar çocuklarının zarar görmemesi için, gözlerinin önünde bulunsun diye.

Hepgül kapıyı modern giyimli bir kadından öte mini etek, göbeğini açıkta bırakan askılı bir bluzla açmıştı ve babası da yanındaydı, sakallı ve tüm hacı haliye, merhabama ‘aleyküm selam’ diyecek muhafazakarlıkla. Hepgül’ün odasına geçtik her zamanki rahatlıkla. Annesi de hoş geldin demek için odaya geldi. Annesiyle daha önceden oturup kalkmışlığımız olduğu için daha rahattık. Annesi de hemşire emeklisi olmasına rağmen başı örtülü namazında niyazında bir kadındı. Konuşmamız boyunca (3–4 saat) annesi bizi baş başa bırakmak istemesine rağmen, benim ısrarımla bizimle kaldı.

Hepgül’ün ailesi de farkındaymış çocuklarının küçüklüğünden beri diğer erkek çocuklarından farklı olduğunu. Ama geçici bir durum diye düşünmüşler hep. Ergenlik çağında da kız gibi davranışlarının değişmediğini görünce bevliyeye kadar gidip “normal” onayını alıp rahatlamışlar. Ama gene değişen bir şey olmayınca Hepgül’le ailesi arasında çatışma dönemi başlamış. Ailesinin durumunu kabullenmesini Hepgül kendi başarısı olarak görüyor. (Her mücadele başarıyla sonuçlanır mı? Kaybedenler mücadele etmeyenler mi?)

Annesi, fedakarlıklarının Hepgül tarafından hafife alınıyormuş gibi, sitemkar bir yüz ifadesiyle, Hepgül’ün babası ve kardeşlerini bu konuda ikna etmek için çok uğraştığını söyleyerek asıl mücadele edenin kendisi olduğunu anlatmak istiyor gibiydi.

Annesine “Hepgül’ün bir transeksüel değil de erkek görünümlü bir eşcinsel olmasını ister miydiniz?” diye sordum. “İsterdim ama feminen olmamak koşuluyla” diyor. Ona göre de erkek erkek gibi, kadın da kadın gibi olmalıymış. Ayrıca Hepgül bir transeksüelmiş. Onun bir koca bulup mutlu ailesinin olmasını hayal ediyor. Hepgül’ün iki aylık evlilik gibi nişanlılık dönemi olmuş çocuklu dul bir adamla. Babasının bile ağladığı, gözyaşları içinde uğurlanmış ailesi tarafından koca evine ama geçinemeyip geri dönmüş. Annesi Hepgül’ün kimseyi beğenmemesinden şikayetçi. Hepgül chat yaparken annesi de bilgisayarın karşısında onun chat’ini takip ederek erkeklere karşı toleranssızlığını eleştiriyor. Yıllardır evli bir kadın olarak erkeklerden mükemmellik beklenemeyeceğini söylüyor. Bir an evvel Hepgül’ü baş göz etmek istiyor. Hepgül’se sevgi ve saygının olduğu bir beraberlik hayal ediyor. Annesine “ Peki, Hepgül evlenip mutlu bir yuvası olunca huzura erebilecek misin?” diyorum. “Tabii ki ama gözüm açık gidecek gene de” diyor.

Hepgül’ün ablası hiç şikayetçi olmamış onun durumundan. Elbiselerini bile ortak kullandıkları dönem olmuş. Abisi baştan çok tepkiliymiş. Transeksüel olmaması için hayat boyu ona bakmaya razı olmuş. Ama Hepgül’deki kararlılığı görünce pes etmek zorunda kalmış. Gelecekte onun iş bulamamasından kaygılanıyor. O yüzden şimdiden emeklilik için sigorta primlerini ödüyor. İş bulamazsa ailesi ona iş bile kurmayı düşünüyormuş.
“baban sana nasıl hitap ediyor, kızı gibi görüyor mu?” dedim. Bir örnekle açıkladı. İstanbul’a terapiye giderken mahallede bir tanıdıklarıyla karşılaşmışlar. Tanıdıkları “Nereye gidiyorsunuz hacı amca?” demiş. Babası da “Kızı terminale götürüyorum, İstanbul’a gidecek de” demiş. İstanbul’a annesiyle terapiye gidince kaldıkları arkadaşının evine hırsız girince yaşadığı şoku telefonla ilk babasıyla paylaşacak kadar yakınlar birbirlerine.

Ailenin diğer bireyleriyle de arası çok iyiymiş Hepgül’ün; Yengesiyle, kız yeğeniyle, erkek yeğenleriyle… Küçük olan erkek yeğeni (İlkokul 2. Sınıf) önce “amca” sonra “pardon hala” diyecek kadar işin ayırdında ve muzipliğindeymiş. Aile, küçük çocukların, Hepgül’ün travestiliğinden etkilenip yanlış yönlenecek homofobisinden uzaklaşmış yani. Yıllardır yaşadıkları travestiliğini bilen mahalle ve akraba çevresine karşı da bir çekinceleri kalmamış.

Hepgül okul yaşamından transeksüel yolculuğuna kadar hayatın her biriminde dışlanmalara, aşağılanmalara, tacizlere maruz kalmış ama transeksüel olunca her şeyin biteceğini sanıyor(mu acaba?).

“Eskiden ateş düştüğü yeri yakardı, şimdi görüyorum ki her yanı yakıyor” sözüyle değişime ayna tutarak başlıyor Mahsun kulaklarımızı çekmeye. Ama ne değişim… Erkek çocuk isteyen bir baba, erkek çocuğu olmadığı için kocasının, üzerine kuma getireceğini düşünen bir kadın, verdiği kayıplardan dolayı sözcükleri dilinden kovmuş bir anne, “devlet babanın” bir oğluna terörist bir oğluna Mehmetçik dediği bir baba, küçüklüğünden bu yana kendini kız gibi hisseden bir adam ve daha hayata dair birçok can alıcı nokta…

Yaşadıkları yerin havasından suyundan, toprağından koparılıp sonu büyük ihtimal asimile olmakla sonuçlanacak bir göçe maruz bırakılan insanların acılarını görüyoruz o beyaz perdeye yansıyanlarda. Yüreğime yumruk yedim sandım filmi izlerken. Elimden geldiğince soğukkanlı izlemeye çalıştım, tıpkı şu an elimden geldiğince soğukkanlı yazmaya çalıştığım gibi. Mahsun Kırmızıgül’ün filme birçok şeyi sıkıştırmış olması, çok şey anlatmak istediğinden. Bu yazıyı yazarken onun bu kaygısını daha iyi anlıyorum. Aklıma bir sürü canımı acıtan konu geliyor, hangisinden başlayacağımı şaşırıyorum. Ama ötekileştirilmeyi hem Alevi, hem Kürt, hem de eşcinsel bir birey olarak katmerli bir şekilde yaşadığımdan, filmin yaklaşımını gayet tutarlı ve olumlu bulduğumu söyleyerek başlamak istiyorum.
On binlerce insanın hayatına sebep olan Kürt sorununa cesurca yaklaşıyor Mahsun. İlk filminde olduğu gibi filmde yaşananları karakterleri üzerinden anlatmakla yetinmiyor, jenerikte de verilen kayıpları rakamlarla gözler önüne seriyor. Ülkedeki bazı insanları rahatsız edecek sözler söyletiyor karakterlere. En çokta bu konuda eksik yanları ortaya çıkıyor aslında. Çünkü bu onun hassas noktası. Söyleyecek sözü çok olduğundan dili dolanıyor. Ama buna rağmen üzeri toz tutmuş iki kavramı (“devlet baba” ve “devlet ana”) çok güzel işlemiş. Şimdiden çıkacak tartışmaların seslerini duyar gibiyim. “Devlet ana bizi yüz üstü bırakmadı, ama devlet baba bize yanlış yaptı, ben kavganın olduğu yere geri dönüyorum, çocuklarım kavganın içinde büyüyecek” diyerek iğnesini dışarı çıkarıyor. Savaşın erkek zihniyetinin eseri olduğunu, asıl acıyı anaların çektiğini söylüyor. Norveç’e göç eden aileye devlet maaş bağlayınca, karakterimiz soruyor, “Çalışıyor muyum ki bana maaş veriyorlar? Bunun altından bir şey çıkmasın…” İşte o anda Mahsun’dan devlet baba’ya bir iğne daha geliyor; “Burada herkes devletin güvencesi altında”. Yıllar önce Norveç’e göçmüş olan gurbetçimiz “Burada sınırları kaldırdılar. İsteyen istediği ülkeye kolaylıkla geçebiliyor diyor, Norveç’e yeni gelen eniştesi ise “Bizim köyden kazaya gidene kadar on beş kez jandarma kontrol yapıyor” cevabını veriyor. Dedim ya cesur sözler ediyor Mahsun. Ama merak ediyorum doğrusu, şimdi bu kadar cesur bir dille barışı, kardeşliği savunan Mahsun, neden yıllar önce Ahmet Kaya’ya linç girişiminde bulunan sanatçıların arasına katılıp “yuhh” naraları attı? Ne ara sürünün içindeki kara koyun olmayı seçti kestirmek güç. Sizce de bu film o günlerin bir günah çıkartması gibi durmuyor mu?

Gelelim filmdeki en çok dikkatimi çeken karaktere. İsmi Kadir, kısaltması Kado. Kadir bir travesti. Bu rolü oynayan Cemal Toktaş rolünün üstesinden çok iyi geliyor. Hatta öyle ki bir süre sonra filmde oynatılan gerçek travestiler oyuncu hissi verirken, kendisi gerçek bir travesti oluveriyor. Travestiyi oynayan diğer bir kaç ünlü karakter ise bize film izlediğimizi hatırlatıyor ve az da olsa bizi filmden soğutuyor. Bunun yanı sıra çoğu LGBTT bireyin kullandığı kelimeleri gerçek travestileri oynatmasının da etkisiyle filme orantılı serpiştiriyor. Travestilerin evde yaşlı bir adama kendi elleriyle yemek yedirmesi de çok şey söylüyor aslında izleyenlere. Türkiye’de çekilen filmler arasında bu kadar tarafsız bir yaklaşımı epeydir görmemiş olmamız da filmi daha değerli kılıyor. Filmin geniş kitlelere ulaşacağından da emin olduğumdan bunu sevindirici bir gelişme olarak görüyorum.

Ve en güzeli de film hemen hemen her kesimden defalarca duyduğumuz bizden “öylesi” çıkmaz sözünü rafa kaldırıyor. Hep büyük şehirlerde olacağına inanılan eşcinsel, dış dünyayla tek bağlantısı sadece televizyon olan köyden çıkınca birileri şaşırıyor. Hatta abisi “Bize yakışmaz! Bizden karı gibi adam çıkar mı lan!” diye bağırıp dövüyor eşcinsel kardeşini. Zorunlu göç ile birlikte İstanbul’a geliyor Kadir. Pencereden sokağı izlerken gördüğü travestiyi şaşkınlıkla izliyor. Bir süre gözlerinde bir ışık görüyoruz ama ardından çok geçmeden korku kaplıyor gözlerini. Çünkü az önce ilk kez bir travestiyle karşılaşan gözleri, hemen sonrasında o travestiye uygulanan şiddete de şahit oluyor. Aslında ona yabancı gelmiyor bu şiddet. Ama kendisinin evde yediği dayakla, travestinin sokakta yediği dayak biraz farklı. Çünkü söz konusu sokak olunca, işin içine biraz politika giriyor. Mahsun ise bu şiddetin politikliğini “Az kaldı hepsini temizleyeceğiz mahallemizden.” diyen karakteriyle gözümüzün önüne koyuyor.

Ve işte kalbime yumruk yediğim sahne. Kadir üstünden ki kıyafeti çıkarıp, olanca çıplaklığıyla ellerini açmış “kardeşiniz artık bir kadın, kabullenin” diye bağırıyor ve ekliyor ” Allah beni böyle yarattı. Öldüğümde ona soracağım, ‘beni neden kadın yaratmadın’ diye”. Sonrasında tam da güneşin doğduğu anda, Eski Galata Köprüsü’nün üzerinde hep gündemimizde olan nefret cinayeti bir kez daha tekerrür ediyor ve biz filmin ortalarında bu finalin temelini oluşturan öyküyü hatırlıyor ve güneşi gördüğü anda öleceğini bilen ama yine de karın üstüne çıkan kardelenlere gözyaşı dökmeden ağlıyoruz.

“Melek’in davası biliyorsunuz devam ediyor. Mahkeme sırasında katil şimdiye kadar trans ve gey cinayetlerinde kullanılan iki önermeyi birleştirmeyi başardı. “ben onu kadın zannetmiştim ve bana ters ilişki teklif etti”. Sanırım bütün cinayetlerde bu cümleleri duymaya devam edeceğiz.”

Umut (Güner) bana yukarıda ufak bir kısmı yer alan yazıyı gönderdiğinde, masamın üzerinde yığınlarca birikmiş dosya olmasına rağmen tepkisiz kalamadım ve büyük bir öfkeyle yazmaya başladım. Aslında hayatımda kimseye, onlarca bıçak darbesiyle hayatını bitirecek kadar öfkelenmemiştim. Hiçbir zaman bu denli bilincimi kaybetmemiştim. Belki bir tokat, belki bir yumruk, belki bir tekme… Ya bırakın tekme tokat da girmiş olabilirsin bir kişiye bir kavgada sonra pişmanlık duysan da duymasan da. Ama bir kişinin canını almaktan bahsediyoruz. Düşünsenize bize ne denmeli ki bu denli öfkelenmeliyiz? Bir, iki değil onlarca ardı ardına kusulan nefret ve öfke dolu bıçak darbelerinden bahsediyoruz. Aslında bu durumlarda biraz derinlere inmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çoğumuz ataerkil bir aile yapısına sahip olarak büyüdük ve çocukluğumuzdan itibaren travestilerden korkmamız gerektiği, onların her yönden tehlikeli kişiler olduğu anlatıldı bizlere –ki bu hala böyle devam ediyor, yıl 2009 ama değişen pek de bir şey yok-

Üstüne ibret-i âlem olsun diye haber programlarında, bilinçli olarak yayınlanan travestilerin sarhoş bir halde, otoyolda lüks bir otomobilin kenarında, etrafına bıçak sallayan (dikkat edin, bıçaklayan değil) görüntülerini izlediğimizde, gerçekten travestilerin öyle olduğunu zannediyoruz. Ve hayatımız boyu onlardan ne vazgeçebiliyoruz ne de onları kabullenebiliyoruz aslında. Onlar hakkında çocukluğumuzdan kalma bilinçaltımızda yer eden öyle şeyler var ki, ister istemez içimize dolmuş olan kini en ufak bir tepkilerinde, onlarca bıçak darbesiyle su yüzüne çıkartıyoruz. Özeleştiri yapmamız gerekirse, öyle olduğunu düşünmememiz ihtimal dışı. Hanginiz nefret cinayetlerini izledi haber programlarında, dakikalarca, abartıldıkça abartılan bir şekilde? Şimdi ergenlik yıllarınıza dönün, cinselliği keşif dönemleriniz, kendinizle yüzleşme dönemleriniz…

Karşı cinse ya da hemcinsinize duyduğunuz ilgiyi keşif dönemleriniz. Hetero iseniz sorun yok, aileniz her konuda arkanızda nasıl olsa. Ya hemcinslerinizden hoşlanıyorsanız, hayat ne kadar zor ve acımasız sizin için. Gizemli, saklanılası bir hayatın tam ortasındasınız işte. Zor ile mücadele eden insanlar her zaman başarıya ulaşmışlardır. Bunun bilinciyle öyle ya da böyle yaşarız hayatımızı. Bir de diğer tarafa bakalım. Aziz Nesin dile getirdiği zaman herkes nasıl kızmış öfke duymuştu “Türk toplumu nasıl aptal olur, bize nasıl hakaret eder”. İşte buna benzer bir açıklama dile getirdim bende biraz önce. Gelişmekte olan ülke olarak adlandırılan Türk toplumun geliştiği falan yok, aksine gün be gün gerileme yaşıyoruz. Bunu görebilen insanlar Aziz Nesin’in yapmış olduğu açıklamada azınlık olarak kalan diğer yüzdesel kısım. Bunu inkâr etmek aptallık asıl. Gerilemekte olan ülkemizde bu oran daha da artmakta. Gey ve travesti cinayetlerinden sonra tutuklanan zanlıların götürüldüğü birimlerde sırtını sıvazlayan ve destekleyen polis teşkilatındaki kişilere ne demeli! Üçüncü sayfa haberlerinde sanki ölen taraf suçlu ve ölümü hak etmiş bir şekilde ufacık bir paragrafla yayınlanan haberi okuduğunda “oh iyi olmuş ibnelere, memleket bir ibneden daha arındı” diyen kişiler peki?

Her şeyi unutalım şimdi. 6 ay boyunca bir seks işçisi ile birçok kez birlikte oluyorsunuz ve onun travesti olduğunu anlamıyor, kadın zannediyorsunuz. 6 ay sonunda bir gün sizinle ters ilişkiye girmek isteyince birden kendinize geliyor ve onun kadın değil travesti olduğunu anlıyorsunuz. Tabii ki bunun neticesinde haysiyetinize, onurunuza bu şekilde hakaret eden bu kişiyi öldürmeniz sizin en doğal hakkınız. Üstelik öldürmek de yetmez. En az 30–40 bıçak darbesi ile öldürmelisiniz ki kırılan onurunuz yerine gelsin. Nasıl olsa bu ülkede bunun cezası yok. Daha fazla yazmak bile istemiyorum, yazdıkça utanıyorum!